Yazı Detayı
02 Mayıs 2018 - Çarşamba 15:12
 
ATATÜRK GENÇLERİYİZ
TANER ÜNAL
Tarihçi-Yazar
 
 

 

ATATÜRK,

TÜRK İSTİKLAL VE CUMHURİYETİNİ;

AHLAK, BİLGİ, FAZİLET, İMAN, MİLLİ ŞUUR VE MİLLİ ÜLKÜ SAHİBİ OLMASI GEREKEN

TÜRK GENÇLİĞİNE EMANET ETMİŞTİR.

 

YAŞLARIMIZ KIRK DA OLSA,

SEKSEN DE OLSA

HEPİMİZ

YÜREĞİMİZLE,

RUHUMUZLA,

BEDENİMİZLE

ATATÜRK GENÇLERİYİZ!

 

 

 

Sevgili Okurlar, 


Milletimiz sistemli ve çok yoğun bir propaganda ile karşı karşıyadır. Tüm algılar değiştirilmekte mağlubiyetler dahi zafer gibi gösterilmektedir. Tıpkı Mondros mütarekesi öncesinde olduğu gibi milletimize yönelik olarak devam eden ve sonu soykırımla bitecek ihanetler bile bir çare, bir kurtuluş gibi anlatılmakta sürekli yeni şartlar oluşturularak toplumlar hem siyasi hem de kültürel yönden o yeni şartlara uymaya zorlanmaktadır..

 

Her gün yeni yeni iç ve dış siyasi ve ekonomik bunalımlar yaşatılmakta, Algı yönetimi ile yenilgi ve hezimet başarı olarak gösterilmektedir.

 

Bir hafta önce Hollanda ya Petrol ofisinin tamamı satılmıştır. Hemen böylesine devasa bir satış sonucu meydana gelen bu dış siyasi gelişme ve meydana gelen abartılmış boyutta ki siyasi kriz içeride atacak barutu kalmamış her geçen gün dibe çakılmaya devam eden "Evet"çi siyasete destek amacıyla üretilmiş bir algı operasyonuna benzemektedir.

 

Nitekim AKP'nin kendi milletvekilleri bile "iyi ki bu hadise meydana geldi Evetlerin puanı artacak" demek suretiyle bir senaryoyu andıran bu olaylar nedeniyle moral bulduklarını ifade etmektedirler.Önümüzdreki günler anlaşılan Hollanda ile başlatılan ABD ile devam eden bu suni kiriz ile geçecek böylece halkın "HAYIR" demesi için sebep teşkil edecek gerçekler gözden kaçırılacaktır.

 

 

CUMHURİYET YIKICILIĞI SÜRÜYOR

 

 

Sevgili Okurlar,
 

Bilhassa son 15 yıldır Türk Kimliği planlı şekilde horlanmakta, Türk'üm demek bile ırkçılık sayılmakta, artan bir şekilde Türk’e ait olan ne varsa tahrip edilmektedir.
Türk Cumhuriyetine, Türk'ün düvel-i muazzama devletlerine boyun eğdirdiği Kurtuluş Savaşına, Türk kimliğine, Türk kültürüne, Türk'ü Türk yapan tüm değerlere karşı yoğun bir saldırı sürmektedir. Amaç önce Cumhuriyetimizin içini boşaltmak daha sonra yıkmaktır.

 

 

VATAN İÇİN EL ELE VEREREK DAHA ÇOK ÇALIŞMAMIZ GEREKMEKTEDİR

 

 

Sevgili Okurlar,

 

Büyük Önder Atatürk’ün "Gençliğe Hitabe"de görev yüklediği "gençlik"; dimağı kirlenmemiş, vatanı için her türlü mücadeleye hazır olan “ vatanseverlerdir.

 

Nasıl İstiklâl Savaşında atalarımız atların pisliğindeki arpayı ayıklayarak yıkamak suretiyle, yiyerek vatan mücadelesi vermeyi başarmışlarsa bizler de Büyük Önder, Atatürk’ün bize buyurduğu gibi" içinde bulunduğumuz hal ve şartın ne olduğunu düşünmeden" vatanımız için mücadele etmeliyiz.
 

Yaşımız kırk da olsa, altmış da olsa, seksen de olsa Allah'a şükür yüreğimizle, ruhumuzla, bedenimizle hepimiz Atatürk genciyiz.

 

Bu şuurla hepimiz daha çok çalışmalı daha çok anlatmalıyız. Vatan için şehit düşen bir kardeşimiz veya evladımız nasıl aldığı bir görevi yerine getirerek vatanını savunuyorsa, bizler de Atatürk’ün Türk gençliğine hitabesinin bizlere yüklediği sorumluluğun idrakiyle gece gündüz nitelikli paylaşımlar yaparak Milletimizin gerçekleri anlaması için çalışmalıyız.
Bu kutsal bir görevdir. Türk vatanı tehdit ve tehlike altındadır. Türk vatanını kurtaran Büyük Önder Atatürk'ü ve aziz şehitlerimizi yüreğimizde hissederek tüm gücümüzle "Vatan için el ele vererek" çalışmamız gerekmektedir.

 

 

KARANLIKTAN AYDINLIĞA

 

 

Sevgili Okurlar,
 

Osmanlı Hükümeti, 30 Ekim 1918 tarihinde imzaladığı Mondros Mütarekesi ile İtilaf Devletleri’ne "kayıtsız, şartsız" teslim olmuştur.1 Büyük Harbin uzun seneleri zarfında, milletimiz yorulmuş ve fakirleşmiştir. Devlet ve milletimizi savaşa sürükleyenler, kendi hayatlarının endişesine kapılarak ülkemizden firar etmişlerdir. İstanbul’daki Padişah ve Hükumet aciz bir hale düşerek galiplerin denetime girmişlerdir.

 

Bunların varlıkları da sadece sözden ibaret kalmıştır. Osmanlı Devleti, artık "devlet olma" özelliğini kaybetmiştir. İtilaf Devletleri, ordumuzun elinden silah ve cephanesini almış, düşmanlar ülkemizi işgale koyulmuş, memleketimizdeki Hristiyan unsurlar, kendi emellerine ulaşabilmek üzere, kilise ve diğer teşkilatlarıyla devletin bir an önce çökmesi için sürdürdükleri faaliyetlerini arttırmışlardır.2 Bundan dolayı 1918 yılı, karanlığın hakim olduğu ve umutların eridiği bir yıldır.

 

Bu karanlıklar ve umutsuzluklar ortamında, Mustafa Kemal Paşa için tükenmez inanç kaynağı, yüreğini kaplayan derin millet sevgisi ile Türk gençliğine duyduğu sonsuz güvendir. Birinci Dünya Savaşı’nın felaketli sonuçlar doğurduğu, en ateşli vatanseverlerin güçsüz kaldığı ve umutlarının söndüğü günlerde bile O, Türk Milleti’nin ve Türk gençliğinin başaracağına dair inancını kaybetmemiştir.

 

Atatürk’ün Türk gençliği ile ilgili görüşlerini açıklayan en eski belge, 1918 yılının Mayıs'ında, bir fotoğrafın üzerine kendi el yazısıyla yazdıklarıdır. Burada Atatürk, gençliğe olan inancını ve duygularını şu sözlerle ifade etmiştir: "Her şeye rağmen muhakkak bir nura doğru yürümekteyiz. Bende bu iman yaşatan kuvvet, yalnız aziz memleket ve milletim hakkındaki payansız (sonsuz) muhabbetim değil; bugünün karanlıkları, ahlaksızlıkları, şarlatanlıkları içinde sırf vatan ve hakikat aşkıyla ziya (ışık) serpmeye ve aramağa çalışan bir gençlik gördüğümdendir"

 

 

İSTİKLALE ASİL TÜRK MİLLETİNİN EVLATLARIYLA ULAŞILDI

 

 

Sevgili Okurlar,
 

Atatürk; hayatının her noktasında milletine güvenmiştir. Çünkü milletini ve milletinin başka milletlere nasip olmayacak tarihini çok iyi biliyordu. Nitekim Kurtuluş Savaşına başlamak üzere olduğu günleri şöyle anlatıyordu:
 

"Ben, 1919 yılında Samsun’a çıktığım gün, elimde, maddi hiçbir kuvvet yoktu. Yalnız büyük Türk Milletinin asaletinden doğan ve benim vicdanımı dolduran yüksek ve manevi bir kuvvet vardı. İşte ben bu ulusal kuvvete, Türk Milletine güvenerek işe başladım"
"Ben, Türk ufuklarından birgün mutlaka bir güneş doğacağına, bunun hararet ve kuvvetinin bizi ısıtacağına, bundan bize bir güç çıkacağına o kadar emindim ki, bunu adeta gözlerimle görüyordum"

 

Atatürk; geçmişte Türk varlığı araştırmalarından edindiği bilgileri Türk Milletine öğretecekti.

Tarihte kahramanlıklar göstermiş olan bir milletin daha sonraki yıllarda bu özelliklerden sıyrılamayacağını açık bir dille anlatmaya başladı. Türkiye’de toplumu meydana getirecek bireylerin, kendi kişisel yeteneklerine ve kendi ırkına güvenme duygusunu işliyor, milletin düşünce gücünü geliştiriyordu.

 

Gazi Mustafa Kemal; İstiklal Savaşı başlangıcında milletinin tarihini biliyor ve Milletine duyduğu güvenden güç alıyordu. Halka, yöneticilere ve kumandanlara yayınladığı bildiriler ile Sivas Kongresinin açış konuşmasının ana teması; geçmişte yaptığı Türk varlığı araştırmalarının verilerini yansıtmaktaydı.
 

Atatürk, çağının en büyük savaşı olan Türk İstiklal Savaşını ve yaşadıklarını Büyük Nutuk’ta dile getirdi.

 

Bir anlamda bu; milletine karşı hesap verme, dünyaya karşı ise Türk Milletinin asil bir millet olduğunun, hangi şartlar altında olursa olsun, içeride hangi işbirlikçiler ve hangi zararlı adamlar yer alırsa alsın, medeni bir yapı teşekkül ettirerek halkın desteğine dayalı bir şekilde istiklal savaşı yapabilecek güçte olduğunun ilanı idi.

 

 

ATATÜRK'ÜN GENÇLİĞİ SİZLERSİNİZ

 

 

Sevgili Okurlar,
 

Atatürk’ün 1919-1938 yılları arasında yaptığı mücadele Türk dili, Türk Tarihi, Türk Kültürü ve Türk Adı etrafında şekillenmiştir.

 

Cumhuriyetin ilk 15 yılında uygulanan Milli siyaset ve ortaya konulan Milli hedefler; yapılan inkılâbın bir "TÜRK DEVRİMİ" olduğunun delilidir.

 

Atatürk, Türk İstiklal ve Cumhuriyetini; ahlak, bilgi, fazilet, iman, Milli şuur ve Milli ülkü sahibi olması gereken Türk Gençliğine emanet etmiştir. Atatürk gençliğinin; Milli şuurdan uzak, yabancı hayranlığı, Türk düşmanlığı ve maddi menfaat hesapları içerisinde olması düşünülemez.

 

Bu gençliğin; maddi menfaat hesapları içerisinde iken, gerektiğinde canını vererek, vatanını koruması mümkün değildir. Bir milletin istiklalinin korunur olması için fertlerin birlik ve bütünlük içinde hareket etmesi gereklidir.

 

Birlik ve bütünlüğün tesisi için o ülkenin iç ve dış düşmanlara karşı dikkatli, uyanık ve güçlü olması gereklidir. Bunun içinse o milleti meydana getiren fertlerin aynı dili konuşmaları, aynı tarihi şuuru etrafında birleşmeleri gerekir. Milleti meydana getiren fertlerin aynı konuda iman ve inanç sahibi olmaları, aynı kültür ve ülküyü benimsemeleri gerekir. 
Milletin ekonomisinin tam bağımsız, devletinin milli olması şarttır ve bütünlüğün milli bir kıskançlıkla korunması şartı da vardır.

 

Hayatı cephelerde geçen Büyük Önder, Türk gençlerinin tam bir vatan sevgisi ile hiçbir korku taşımadan yaptıkları mücadeleyi derin bir sevgi ve güven duyarak izlemiş, Türk gençliğine duyduğu bu güven ve sevgi Samsun'a çıkış günlerinden ebediyete intikaline kadar onun tüm faaliyetlerinde ve hareket tarzında etkili olmuştur.

 

 

 

 

 

Sevgili Okurlar,

Yarın tekrar birlikte olmak dileğiyle sevgiler saygılar…

 
Etiketler: ATATÜRK, GENÇLERİYİZ,
Yorumlar
Haber Yazılımı