Yazı Detayı
11 Mayıs 2018 - Cuma 12:25
 
ÇİN KAYNAKLARINA GÖRE TÜRK TİPİ NASILDIR?
TANER ÜNAL
Tarihçi-Yazar
 
 

 

ÇİN KAYNAKLARINA GÖRE TÜRK TİPİ NASILDIR?

 

 

 

 

Sevgili Okurlar,


Bu gün değişik fakat önemli bir konuyu sizlerle paylaşmaya başlıyoruz. 
 

Tarihte Türk tipi nasıldı?


Binlerce yıl önceki atalarımızın tipi neydi. Giyimi kuşamı özellikleri nelerdi 
Çin kaynaklarında, İran, Arap ve batılı kaynaklarda Türk tipi nasıl anlatılıyordu ayrı ayrı çalışmalar halinde bunları paylaşacağız.
 

 

Türk tarihi anlatılırken çok önemli yanlışlıklar yapılıyor. Bu yanlışlıklar Batı'nın empozesi ile oluşmuş yanlışlardır ve gençlerimiz Moğol tipli ataları olduğunu sanmaktadırlar.
 

Batılılar bir yandan Türklerin Moğol tipli olduğu şeklinde genel kanaat ve bilgi kirliliği oluşturmakta diğer taraftan 150 yıldır "Sarı ırka mensup Türklerin Önce Balkanlardan sonra Anadolu'dan sürülüp çıkarılması gerektiğini" söylemektedir.
 

Bu durum açık ve net bir şekilde tezahür ettiği halde Türklerden saklanmakta ve Batı'nın Türk Moğol ırk birlikteliği ve Türklerin Moğollara benzediği yalanları ile gençlerimiz zehirlenmektedir.
 

Bizim için tüm ırklar güzeldir. Ancak maksatlı olarak oluşturulan bir yalanlar dizisinin etkisinde kalarak kendimizi tanımlamamız ve Batı'nın çıkarlarına hizmet edecek gerçek dışı kabuller ile tarihimizi değerlendirmemiz çok yanlış olmaktadır.
 

Gençlerimiz Moğol tipli kahraman resimlerinin altına Türkçü söylemler yazmaktadır. Halbuki bu görünüm bizim ırkımızı tasvir etmemektedir.
Bu ve ileride daha geniş anlatacağımız diğer sebeplerle Türk tipi ile ilgili olarak Çin Kaynakları ile başladığımız yolculuğumuz Arap kaynakları Acem kaynakları hatta Hint kaynakları ile devam edecektir.

 

 

Sevgili Okurlar,
 

Kuzeybatı Proto-Türk kültürü menşe bakımından, bir avcı kültürüdür ve sonraları çoban kültürüne dönüşmüştür. Bunun yanı sıra az da olsa ziraat kültürü görülmüştür. Bilhassa bunlar buğday ve darı yetiştirmişlerdir. En önemli hayvanları sığır değil attır. Çin kaynaklarına göre, bu kültürün merkezi bugünkü Shensi ve Kansu eyaletleridir. Proto-Türklerin ilk göründükleri zamanlar, yani M.Ö. üçüncü bin yılının ortalarında bile, sonraları taşıdıkları vasıflara sahip bulunuyorlardı. Buraların, Türk ağırlık merkezinin yalnız bir kenar parçası olduğu bilinmekte, ancak bu devirlere ait Çin kaynakları, Türk bölgesinin merkezini tespit etmeye imkân vermemektedir.
 

Çin'deki, Şensi ve Kansu bölgelerinin içlerine kadar giren bu atlı kavimler, daha çok düzlük yerlerde ve ovalarda yaşıyorlardı. Çin'e yerleşenler ise, şehirler kurmuşlar ve surlar ile kaleler yaptırmışlardır. Taş Devri'nden kalan eserler arasında, kümbetli otağ şeklinde ve ortasında ocak bulunan ağaç ve balçıktan mesken kalıntıları bulunmuştur. Beyaz Irkın en muhteşem özelliğini yansıtan Alpen Brakisefal Proto-Türkler kendileri için karakteristik olan, merkezinde atın yer aldığı savaşçı çoban kültürünü oluşturmuşlar, Bunlar atı evcilleştirip yetiştirerek onu insanlığın hizmetine sunmuşlar Büyük disiplinli ordular kurmuşlar, Modern şehirler ve Yüksek kültüre dayalı bir yaşam şekli oluşturmuşlar, Avrupa'nın farklı bölgelerine değişik şekillerde yaptıkları göçlerle bu günkü Avrupa'nın ırk özelliklerinin ve fiziki yapısının şekillenmesini sağlamışlar Avrupa insanının daha modern yaşam koşullarına uyum sağlamasını temin etmişlerdir. 
Ayrı bir konu olarak anlatacağımız gibi Çin tarihinin ve Çinde ilk toplumsal yapıların kurucuları ve yöneticileri Türk soylularıdır. Çin Şehirlerini ve toplumsal yaşam sistemini kuranlar yine Türk sülalelerdir.
 

Çin kronolojisine bakılırsa, Çin devletlerinin oluşması İsa’dan önce üçüncü binden başlamıştı. Ancak bu kronoloji ile sülalelerin listeleri, sonraki Çin Tarihçileri tarafından düzenlenmiştir. 
Küçük de olsa, devlet düzenleri kurulduktan sonra dış ilişkiler, daha genişliyor ve daha çok değer kazanıyordu. Herhalde bu nedenle olsa gerek ki, Yangşa o kültürünün orta çağlarından itibaren Çin’de Altay kültürü, kendini gittikçe daha çok göstermeye başladı. Çin’in kuzeyinde, bronz ve bakır gibi madenler çok azdı.

 

Bundan dolayı, Çin’in batısında görülen bronz eserler Altaylar ile Sibirya’ya bağlı görülmüşlerdi. Buna karşılık Çin’in güneyinde ise, bronz ve bakır madenleri bol sayıda bulunmakta idil.

 

 

Sevgili Okurlar,
 

Türkler tarafından kurulan Ancak Türklerin her seferinde tarla ve ziraatle uğraşan ve daha hızla çoğalan Çin halkı bünyesinde karışarak Türklerin Çinlileşmesiyle gelişen Çin M.Ö. 1800 yıllarından sonra küçük topluluklar, küçük devletçikler olma yolunda ilerlemiştir. Bu toplumsal gelişmeler,Doğu Çin’de Şang Sülalesi, M.Ö. 1450 yıllarından sonra kurulmasıyla, Güney Çin'in aynı gelişmelerden etkilenmesiyle artarak devam etmiştir.. Bu ilişkilerin yardımı ile hem Çin’de maden çoğalmış hem de Çin kültürü bağımsızlığını kazanmaya başlamıştır. 
 

Türk kavimleri tarafından hazırlanmış olan bronz endüstrisi Kuzey Çin’den, Güney ve Doğu Çin’e yayılabilmiştir. Böylece Çin’in bu bölgelerinde Çinli bir bronz endüstrisi oluşarak gelişmiştir. 
İsa’dan önce birinci yüzyılda yaşamış olan büyük Çin tarihçileri, aynı zamanda gerçek birer astronomi bilginleri idiler. Bu sebeple birkaç bin yıl öncelerine kadar Çin takvimlerini de düzenlemişlerdi. Eskiden tanrı gibi tapılan Çin kahramanları da, birer imparator gibi bu takvim içinde yerlerini almışlardı.

 

 

Sevgili Okurlar,
 

Tarihte, Türk toplulukları hakkındaki antropolojik nitelendirmeler oldukça karışıktır. Bir kısım Çin yıllıklarında, Türkler çirkin görüntülü tasvir edilmişler . ancak bu çirkinlik Çinlilerin kendi tiplerine benzememesinden kaynaklanmaktadır.
 

Çin kaynaklarında Türklerden bahsedilirken şunlar söyleniyor.
 

"Fey-han = Fergane)liler hilkaten metin ve cesur insanlardır; dileri diğermilletlerin dillerinden başkadır ve yüzleri de çirkin ve iğrençtir.
 

Bu Çin yazarine göre "ta-lo-sse=Taraz" ve "Çe-şi=Taşkent" halkı da Çin estetiğince hep işte böyle "Çirkin ve iğrenç" insanlardır.
 

Yine Çin yazarlarından ansiklopedist "Ma-tuan-lin" de "Fergane"liler hakkında daha açık bilgi vermiştir: bu yazarın bu hususa ait fıkrasını "Abel-Remusat şöyle nakletmektedir:
 

Türk Tipinin bu güne yansıyan en bariz örneği "Bütün Ferganelilerin gözleri çukurdur ve çok sakalları vardır" 
 

Yukarda bahsettiğimiz Çin seyyahı, Türkistan’ın "hi-mo-ta-la (belki) kumtura" şehrinin ahalisini de tıpkı "Fergane"liler tarzında tasvir etmekle beraber, bunların "tu-Kiu"lara benzediğinden de bahsediyor; (Stanislas Julien) bu fıkrayı da şöyle nakleder :
 

"Bunların yüzleri çirkin ve iğrençtir.; tavır ve hareketleri, haşin heyetleri ve keçeden, deriden veyahut yünden elbiseleriyle Sarı saçlı kırmızı sakallı ve çakır gözlü "tu-Kiu"lara "Türklere" çok benzerler." 
 

Bunların Türk olduklarını, Türkleri Moğol sayan Türk düşmanı Girard de Rialle" bile itiraf etmiştir. 
"Stanislas Julien" yine ayni Çin seyyahı Kaşgar Türklerini şu şekilde anlatmaktadır
"Bunlar vücutlarını boyarlar ve GÖZ BEBEKLERİ YEŞİLDİR" 
 

Yine Çin Kaynaklarında "turfan", "Ak-su" ve "Hotan" şehirlerinin ahalisi de ayni vasıflarla tasvir edilmektedir. 
 

Bu şehirler Genel olarak Türklerle meskun olduğundan, bunlara melezlik isnadı da mümkün değildir; hatta "Girard de Rialle" bile bu şehirlerini M.S. yedinci asra kadar hep Türk hakimiyeti altında ve Türklerle meskun olduğunu itirafa mecbur olmuştur.

 

 

Sevgili Okurlar,
 

Çin kaynaklarının buraya kadar gördüğümüz izahatı, bize göçebe ve meskun Türkleri hep ayin tipte tasvir etmektedir ve bu tip de, bütün çizgileri ve renkleriyle çok bariz bir kumral tiptir.
 

Çin kaynakları Türk tipinin kendilerinden çok farklı olması ve kendilerine benzeyen Moğol tipinden çok farklı olması sebebiyle, Türkleri " Sarı ve kızıl saçlı Yeşil Mavi gözlü İri maymunlar gibi" benzetmesiyle tarif etmiştir.
 

Oğuzlar, Hunlar, Göktürkler, Hazarlar Kıpçaklar gibi halis Türk zümrelerinin katılımıyla oluşmuştur.
 

Bu sebeple Türk ırkının tarihten bu güne özelliklerinin yansıtıcısıdır. 
Türk Tipinin en bariz örneği olan (Yörük) evlatlarımız, bilhassa Balkanlara göç eden Oğuz Türklerinin görünümü Türk tipini daha belirgin olarak yansıtmaktadır.
 

Sezgin Burak'ın Tarkan tiplemesi eski Türk tipinin en güzel örneğidir. 
Türkler beyaz ırka mensuptur. Alp tipi Brakisefal ırktır. Türklere karşı yüzyıllarca devam eden zulümler ve Anadolu topraklarındaki mevzi karışımlar olsa da Türklere has yanaklardaki kırmızılık ve genel ırk özellikleri aynen yerinde durmaktadır

 

 

Sevgili okurlar
 

Özetlersek, Çin kaynaklarının ifadelerine göre en eski Türk tipinin en bariz vasıfları şunlardır:
 

Yüz rengi – Beyaz, sarışın, kızıl;
Göz rengi – Mavi, yaşil, sarı, ela;
Saç ve sakal rengi – Sarı, Kızıl, Kumral;
Kaş Rengi – Kızıl, kumral;
Burun – Yüksek ve düz : "At çehreli" teşbihiyle tarif edilmiştir;
Boy – Uzun;
Sakal, bıyık – Gür ve uzun;
Yüz biçimi – Uzun;
Güzellik – Sarı ırk estetiğince çirkin ve iğrenç olarak nitelendirilirken İran ve Arap kaynaklarında muhteşem bir güzellik olarak tarif edilmiştir.
 

Kök Türk Çağı'nın başlangıcında, Altaylar'ın özellikle güneybatı ve kuzeydoğu kesimlerinde yaşayan düz yüzlü Oğuz tipinde Türkler hâkimdiler. 
 

Resimde gördüğünüz evlatlarımız Türk dünyasının çeşitli bölgelerinde ve Yörük yaylalarında yaşamaktadır.
 

Bu konuya bir başka yazımızda devam edeceğiz
 

Görüşmek dileğiyle Sevgiler Saygılar…

 

 
Etiketler: ÇİN, KAYNAKLARINA, GÖRE, TÜRK, TİPİ, NASILDIR?,
Yorumlar
Haber Yazılımı