Yazı Detayı
18 Mayıs 2018 - Cuma 14:45
 
KERKÜK TÜRKİYE İÇİN KANAYAN BİR YARADIR
TANER ÜNAL
Tarihçi-Yazar
 
 

 

 

 

KERKÜK TÜRKİYE İÇİN KANAYAN BİR YARADIR

 

KERKÜK'TE 1 KÜRT MEZARI YOKTUR.

 

IRAK'IN KUZEYİNDE KURULMAK İSTENİLEN DEVLET SADECE BİRLEŞİK KÜRT DEVLETİNİN BİR BASAMAĞI DEĞİL BATI'NIN TÜRKSÜZ ANADOLU HAYALİNİN GERÇEKLEŞMESİ İÇİN ATILMIŞ CİDDİ BİR ADIMDIR.

 

Değerli Arkadaşlarım,

Irak'ın kuzeyinde 25 Eylül'de yapılması planlanan bağımsızlık referandumu ile ilgili alınan tedbirler ve izlenen yol oldukça yetersiz ve isabetsizdir.

 

Barzani, Kerkük Meclisi'nden karar çıkarttırarak Kerkük'ü ve tartışmalı bölgelerin büyük bir kısmını referanduma katarak sınırlarını genişletme ve bunu onaylatma peşindedir.

Barzani'nin amacı sadece referandum ve bağımsızlık kazanmak değil sırasıyla Suriye'nin kuzeyindeki Kürt yapılanmasıyla İran'da yerleşen Kürtlerin ve Türkiye'nin Güneydoğu ve doğusundaki Kürtleri ve İsrail'in Arz-ı Mev'ud adını verdiği Türkiyenin üçte birinden daha büyük bir bölgeyi Muhtemel Kürt Devletiyle bütünleşmek, İsrail ve ABD'nin çıkarlarına hizmet edeceği aşikar olan Büyük Kürdistan'ı oluşturmaktır.

 

Bu nihai bir hedef gibi görünse de bu Türk varlığını Anadolu'dan silmek için yapılmakta olan siyasi bir faaliyettir.

 

KERKÜK CANIMIZDIR

 

Sevgili Okurlar,

Kerkük ve Telafer bizim için Antalya veya Konya’dan farksızdır. Hele Siyasilerin Afrika’nın herhangi bir ülkesinin iç sorunlarından bahseder gibi “ Irak’ın bütünlüğü vesaire..” şeklindeki açıklamaları Türkiye’yi yönetenlerin içinde bulunduğu tavrın anlaşılması bakımından endişe verici bir durum arz etmektedir.

 

Kerkük Türkiye için bir kanayan yaradır. Bu olanlar, Türkiye’yi yönetenlerin 80 yıldır duyarsız olmasının neticesidir. Atatürk'ün ölümünden sonra orada yaşayan Türkmenler hep tecavüzün hep zulmün altında kalmıştır. Bir kere Arap yöneticiler "Sen Osmanlının devamısın, sen Türksün, Türkçe konuşuyorsun" diye Kerküklü kardeşlerimize düşmanlık gösterdiler. Asırlardır içlerinde yaşamış kinlerinin acısını kardeşlerimizden çıkardılar.

 

Barzani ve Talabani’nin Yahudi Kürtlerinin bizim Güneydoğudaki genelde Kürtleşmiş Türkmen vatandaşlarımızla bir ırk bağı yoktur. Barzani ve yandaşları Kerküklü kardeşlerimizin can düşmanlarıdır ve çok zalimdirler. Şimdi Türkler bu zalim insanların elinde kaldılar. Bu güne kadar bu durum Türkiye'yi yönetenlerce değerlendirilmedi ancak bu durumun ivedilikle değerlendirilmesi gerekir.

 

ÇEKİÇ GÜÇ KEŞİF GÜÇ SAÇMALIKLARINA EVET DİYENLER BU GÜN KÜ GELİNEN DURUMUN SORUMLULARI OLDUKLARINI UNUTMASINLAR

 

Sevgili Okurlar

"Turgut Özal döneminde Türkiye'ye davet edilen Çekiç Güç'ün arkasından "Keşif Güç" adı verilerek TBMM'de yapılan oylamalarla uzatılan ABD kuvvetlerinin görevinin, "Kürt devleti kurmak" olduğunu yıllarca yazdık ve anlattık.

 

ABD'nin Irak'a yaptığı saldırı sonrasında Irak’taki karmaşa, ülkenin bölünme ihtimalini artırmış, bu kapsamda Irak’ın kuzeyindeki bölgesel yönetim, merkezden tamamen kopmuş ve bağımsızlık söylemlerini güçlendirmeye başlamıştır. Bir zamanlar Türkiye’nin kırmızıçizgisi olan bağımsız Kürdistan’ın önlenmesi düşüncesi yok olmuştur.

 

Türk Ordusunun bir yıl önce Suriye'nin Kuzeyinde yer alan El Bab'a yönelik başlattığı harekat 28 Eylül günü Suriye'nin Kuzeyinde referandum yapmaya hazırlanan terör örgütünün Fırat Nehri'nin batısındaki parça ile doğusundaki parçayı birleştirebilmesinin önüne geçilmiştir.

 

Türkiye'nin El Bab'a yürüttüğü harekât öncesinde ki yanlış politikalar ve bu yanlış politikaların uç noktası olan Ayn El Arap'a -Kobani'ye - Türkiye üzerinden PKK güçlerinin geçirilmesi ve PKK'nın PYD görüntüsü altında Suriye'nin Kuzeyinde Türkiye eliyle güç kazandırılmasının bedelini ödemeye başladığımız bir dönemdeyiz.

 

Türk ordusunun kahramanca savaşmasıyla El Bab'a yapılan başarılı harekat PKK, Suriye'deki "devlet inşası"nı, Türkiye-Suriye sınırının kuzeydoğusundan Hatay'ın karşısındaki Afrin ilçesine uzanan hatta gerçekleştirmesinin önüne geçilmiştir.

 

100 TIR MI, 1000 TIRMI?

 

Sevgili Okurlar,

Suriye kuzeyinde de kantonların birleşerek federal bir Kürt devleti kurulması için 28 Eylül'de referanduma gidileceği ilan edilmiş, Trump bir yandan Sn Erdoğan'ın omzuna elini koyarak destek verir görüntü sergilemekteyken ABD yönetimi aynı saatlerde 100 Tır dolusu Silahı PYD/PKK'ya vereceğini açıklamış silahların teslimi ile ilgili görüntüler medyada paylaşılmıştır.

 

Referandumların eş zamanlı yapılmasının amacı, 25 Eylül'de Irak'ta alınacak sonucun 28 Eylül'de Suriye kuzeyindeki referanduma destek olmasını sağlamak ve bölgede birleşik bir Kürdistan oluşturulması olarak görülse de ABD yönetiminin bu güne kadar yaptığı silah yardımı 100 değil 1000 Tır'ı geçmiştir. Bu silahlar boşuna verilmiyor. Peş peşe alınan referandum kararları boşuna değil!

 

Türkiye bundan sonraki süreçte hiç bir surette hata yapmamalı geçmişten bu güne tüm haklarına sahip çıkmalı, Barzani ve uşaklığını yapan hainlerin yerine kendi kandaşlarına sahip çıkmalı milli çıkaırlar doğrultusunda ciddi politikalar oluşturmalıdır.

 

KERKÜK'E KÜRTLERİ ABD YERLEŞTİRDİ

 

Sevgili Okurlar,

Amerika 2003 işgali sırasında daha Irak'a ayak bastığı gün Musul ve Kerkük'te Türk nüfus ve tapu dairelerini Kürtlere talan ettirdi. Türkiye bunu seyretti. Amerika Irak ordusunun dağılırken bıraktığı silahları Kürtlere verdi. Bununla da yetinmedi, Türkmenlerin elindeki silahları da topladı. Sonra MOSSAD ajanları Kürtleri eğitmeye başladı. Süleymaniye ve daha beş ayrı yerde Türk askerinin başına çuval geçirilerek Türkmenlerin moralleri bozuldu, Kürtlere, “Türklerden korkmanız için hiçbir sebep kalmadı" dopingi yapıldı.

 

Ardından başta güvenlik olmak üzere Kerkük''teki resmi bütün kurumlar bir bir Kürtlere devredildi. Hem İsrail''den, hem de Irak''ın kuzeyinden 380 bin Kürt bölgeye taşınarak seçmen olarak kaydedildi.

 

KERKÜKTE VAHŞET..

 

Sevgili Okurlar,

Genelde Irak, özelde erkük''teki ancak "insanlık suçu" olarak tanımlayabileceğimiz bu gelişmeler karşısında dünya da tedirgin olmaya başladı ki, Uluslar Arası Kriz Grubu, "Kerkük''teki seçimler Kürtlerin zaferiyle sonuçlanması halinde, bölgede Türkiye’yi de içine alacak bir etnik çatışma çıkabilir" diye, ABD''yi ve uluslar arası kamuoyunu uyarmak zorunda kaldı. Ama, hâlâ değişik noktalardan Kerkük'e Kürtler taşınıyor, hâlâ Barzani ve Talabani aşiretleri, "Kerkük''te Kürt güneşi doğacak" açıklamaları yapıyordu.

 

Kerkük''te taşlar bağlanmış köpekler de sokağa salınmışken Genelkurmay İkinci Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ, "Seçimlerden sonra Kerkük''ün Kürt bölgesine geçmesi, bağımsız bir Kürt devletine giden ilk adım olur. Kerkük Türkiye için yaşamsal önemdedir" diyerek, bir bakıma Uluslar Arası Kriz Gurubu''nun öngörülerini Türkiye''nin en yetkili ağzı olarak da telaffuz etmiş oldu.

 

Bu mesajla Başbuğ hem bölgedeki her türlü gelişmenin tek tayin edicisi ABD''ye, hem Kürt gruplara son defa "Hata yapmayın" uyarısında bulunmuştu. General Başbuğ''un Kerkük''le ilgili bu "ikazından" sonra Dışişleri Bakanlığı da Müsteşar Ali Tuygan ABD''ye, Ankara Büyükelçisi Edelman vasıtasıyla, "Kerkük''ün özel statüsünün korunması ve bölgeye Kürt seçmen taşınması" konusunda Türkiye''nin endişelerini iletti ve Türkiye olup bitenleri beklemeye başladı.

 

Uluslararası Kriz Grubu Kerkük bahsinde ABD'yi uyarmıştı. Türk Ordusu ABD'yi uyarmıştı. Ve Türk Dışişleri ABD'yi uyarmıştı.

 

Peki ABD'nin bütün bu yerden göğe haklı uyarılara bir cevabı oldu mu? Evet, oldu. ABD bütün bu ikazlara cevabını vermek için 24 saat bile beklemedi. Kerkük''ün sokaklarını tanklarla tuttu. Rehberliğini Kürt peşmergelerin yaptığı Amerikan Askerleri Milliyetçi Türk Partilerinin merkezlerini ve Türk Talebe Birliğini bastılar. Arkasından şaibeli bir seçim yaptılar.

 

KERKÜKTE 1 KÜRT MEZARI YOKTUR

 

Sevgili Okurlar,

Kerkük’te büyük bir oyun oynanmış ve 1 Kürt mezarının bulunmadığı bir şehirde 68 Kürt nüfusunun olduğu şeklinde bir karar çıkmıştır.

 

Kerkük’te alınan netice Atatürk’ün ölümünden bu yana Türkiye’de izlenen 67 yıllık politikanın iflasıdır. İşbirlikçilerin bir ülkeyi ne hale getirdiğinin açık göstergesidir. Acı bir dönüm noktasıdır.

 

Bir kırılma noktasıdır. Türkiye sanki bir savaş kaybetmiş kadar büyük bir hadise ile karşı karşıyadır ve bunun karşısında ne bir milli irade ne bir sivil insiyatif söz konusu değildir. Aslında en az bir milyon kişi Kerkük’e doğru yürüyüşe geçmeliydi.

 

Sevgili Okurlar

Biz bundan 20 yıl önce de "Iraktaki Türkler Türkiye'nin arka duvarıdır. Arka duvarımızı korumalıyız. Yoksa, sadece Irak'ta ki Türklerin güvenliği değil Türkiye'nin güvenliği tehlikeye düşer. Bu sebeple öncelikle Telafer'den kapı açın Barzani Talabani’ye devlet kuruyorsunuz.İhanetin asıl amacı Irak'ın Kuzeyinde bir devlet kurmak değil Türk Milletini Anadolu'dan çıkarmaktır." diyorduk.

 

Söylediklerimiz Paranoya olarak görüldü.

Kerkük'lü kardeşlerimiz ve parmakla sayılacak kadar sayıda Vatansever kalem sahibi ile birlikte 20 yıldır ne söylediysek tersi yapıldı bu gün gelinen yer ortadadır.

Bu güne kadar Irak'ın Kuzeyinde- Kerkük, Telafer, Altunköprü, Musul ve Süleymaniye de- zulüm altında kalan kardeşlerimizin vebali bu güne kadar Türkiye’nin yönetiminde bulunmuş bütün siyasilerin omuzlarındadır. Hepsi bu millete özür borçludur. Irakta yaşayan Türk kardeşlerimizin başına gelenlerin baş sorumluları bunlardır. Türkiye’nin Irak politikası iflas etmiştir.

 

BATI'NIN TÜRKSÜZ TÜRKİYE PLANI..

 

Sevgili Okurlar,

Türkiye Cumhuriyeti’nin varlığı, bütünlüğü, güvenliği ve Türk Milleti’nin huzuru ve refahı, Türkiye’nin milli çıkarlarıdır. Bu milli menfaatlere ulaşmak ve/veya muhafaza etmek için milli hedefler tespit edilir. Milli hedefleri elde etmek için politikalar oluşturulur. Bu politikaları, milli güç unsurlarını kullanarak uygulamak için stratejiler geliştirilir.

 

Bir millet bile olamamış, sadece emperyalist bir oluşum olan ABD kendisinden binlerce Km uzakta Irak'ın Kuzeyin de Irak ve Suriye üzerinden Türkiye'yi ele geçirmek yönünde Stratejiler gerçekleştirmişken, ülkemizi yönetenler 70 yıldır canımıza düşman hale gelmiş emperyal bir gücün değirmenine su taşımaktadır.

 

ÇARE NEDİR?

 

Sevgili Okurlar,

1923 Lozan ve 1926 Türkiye-İngiltere-Irak arasında imzalanan sınır anlaşmasına göre, Türkiye'nin onayı olmadan Musul ve Kerkük'ün statüleri değiştirilemez ve sınırında yeni devletler, statüler oluşturulamaz.

 

Mevcut antlaşmalar Türkiye'nin maruz kaldığı bu tehdidi önler durumdadır. Türkiye'yi yönetenlerin tavsiyeleri veya anlaşılmaz manevraları terk etmeli, tüm askeri hazırlıkları ivedilikle tamamlamak suretiyle Barzani'ye, 24 Eylül'e kadar süre vermeli, eğer bu süre içerisinde geri atım atmıyor, referandum kararında ısrar etmeye devam ediyorsa, bu taktirde askeri, siyasi ve ekonomik tedbirler uygulamalıdır.

 

Sevgili Okurlar,

Türkiye Kuzey Irak politikasında büyük yanlışlar yapmıştır. Yapılan bu yanlışları paylaşmaya devam edeceğiz...

 

TANER ÜNAL

 
Etiketler: KERKÜK, TÜRKİYE, İÇİN, KANAYAN, BİR, YARADIR,
Yorumlar
Haber Yazılımı