Yazı Detayı
10 Temmuz 2019 - Çarşamba 20:22
 
Mustafa Kemal Paşa’nın, Sine-i millete dönüş kararını aldığı süreçte neler yaşanmıştı?
ÜMİT DOĞAN
 
 

 

Mustafa Kemal Paşa’nın, Sine-i millete dönüş kararını aldığı süreçte neler yaşanmıştı?

 

 

 

Bundan tam yüz yıl önce bugün, bu saatlerde ATATÜRK ASKERLİKTEN İSTİFA ETTİĞİNİ bir telgrafla Vahdettin’e bildirdi.

 

Mustafa Kemal Paşanın Sine-i millete dönüş kararını aldığı süreçte neler yaşanmıştı?

 

 

Erzurum’a ayak basan Mustafa Kemal, Kazım Karabekir’in ifadesine göre “neşesiz” gözüküyordu.

 

Mustafa Kemal Paşa, makam ve rütbenin halk üzerindeki tesirini biliyordu, ancak istifadan başka çaresi yoktu. Endişeliydi. Üzüntüsünü gizleyemeyen Mustafa Kemal’i Kazım Karabekir Paşa şu sözlerle teselli etti:

 

“Müfettişlikten, hatta askerlikten çekilmenize hiç teessür duymadan karar verebilirsiniz. Size mukaddesâtım namına söz veriyorum. Size müfettiş olduğunuzdan daha ziyade hürmetkâr bulunurum. Sizi millete tanıtmak ve halkın ve ordunun hürmetini üzerinizden ayırmamak vazifemdir.

 

Sadrazam Damat Ferit,  5 Temmuz’da  onu bir kez daha İstanbul’a çağırdı .Uzun süren yazışmalardan sonra Mustafa Kemal, İstanbul’a çektiği son telgrafta “Doğu Anadolu’yu Ermenilere bırakma sözü verenlerin isteğine göre geri dönmeyi zül kabul ettiğini” söyledi.

 

Aynı gün yapılan gizli toplantıda Mustafa Kemal, bundan sonra karşılaşılacak en elverişsiz durumları, genel ve şahsi tehlikeleri ve her ihtimale karşı göze alınması gereken fedakârlıkları anlattı.

 

Milli gaye için ortaya atılanların saray, hükümet ve İngilizlerce yok edilmek istendiğini söyledi: "Benim, görevden alındığıma ve her türlü sonuçla karşı karşıya bulunduğuma şüphe yoktur. Benimle açıktan açığa işbirliği etmek, aynı sonucu şimdiden kabullenmek demektir."

 

7 Temmuz’daki toplantıda askerlikten istifa ettikten sonrada bir üst komutanmış gibi emirlerinin yerine getirilmesini isteyen Mustafa Kemal’in bu isteği kabul gördü. Yaşanan bu güzel gelişme, sine-i millete dönmeden önce moralini bir nebze düzeltmişti.

 

 

Mustafa Kemal’i 8 Temmuz 1919 gecesi makine başına çağıran bizzat Padişah Vahdettin’di. Padişah, Mabeyn Başkatibi Ali Fuat Bey imzasıyla gönderdiği telgrafta son uyarıyı yapıyor, onu İstanbul’a davet ediyordu.

 

Yazışmalar bizzat Padişah adına yapılıyor, Ali Fuat Bey Mustafa Kemal’e telgrafın gelip gelmediğini soruyor, makine başında haber beklediğini hatırlatıyordu. Mustafa Kemal, şifreli telgrafın geldiğini ve çözülmekte olduğunu, cevabın arz edileceğini bildiriyordu.

 

Mustafa Kemal’in cevabı üzerine İstanbul’dan şu telgraf geldi, görevden alınmıştı: “Yüksek görevlerinize durumun gereği olarak son verilmiş olduğundan, hemen gecikmeden İstanbul’a dönmeleri Padişah’ın kesin buyruğu gereğidir efendim.”

 

Mustafa Kemal, 8 Temmuz 1919 gece saat 23.45’te Padişah’a gönderdiği son telgrafta askerlik görevinden istifa ettiğini bildirdi. 9 Temmuz sabahına sine-i milletin içinde bir ferd-i mücahit olarak uyanmıştı.

 

BU YAZIŞMA, MUSTAFA KEMAL’İN İSTANBULDAKİLERLE İLİŞKİSİ HUSUSUNDA DÖNÜM NOKTASI OLMUŞTU. İSTANBUL, BU YAZIŞMANIN YAPILDIĞI 8 TEMMUZ 1919 GECESİNE KADAR İNGİLİZLERLE MUSTAFA KEMAL ARASINDA UZLAŞTIRICI BİR ROL ÜSTLENMİŞTİ.

 

VAHDETTİN VE HÜKÜMETİN BURAYA KADARKİ POLİTİKASI İNGİLİZLERİN HİDDETİNE MARUZ KALMADAN MUSTAFA KEMAL’İ YAPTIĞI ÇILGINLIKLARDAN VAZGEÇİRMEK ÜZERİNEYDİ. ONUN İSTİFASIYLA BİRLİKTE İSTANBULDAKİLERİN UZLAŞMACI SİYASETİ BUNDAN SONRA MUSTAFA KEMAL ALEYHTARLIĞINA DÖNÜŞECEKTİ.

 

Artık ipler tamamen kopmuş, İstanbul’un İngilizlerle beraber hareket edip bütün enerjisini milli hareketi durdurmak için kullanacağı bir sürece girilmişti.

 

Saltanat ve Hilafetin halk üzerindeki etkisini bilen Mustafa Kemal ise, milli mücadeleye bütün toplumu dahil edebilmek amacıyla bu makamlarla ters düşmeyen bir siyaset izlemeye devam edecekti.

 

Mustafa Kemal Ertesi gün istifa dilekçesini yazdı: “Mübarek vatan ve milleti parçalanmak tehlikesinden kurtarmak, Yunan ve Ermeni emellerine baş eğmemek için açılan milli mücadele uğrunda , serbest surette çalışmaya resmi ve askeri sıfatım artık engel olmaya başladı.

 

Bu mukaddes gaye için milletle beraber sonuna kadar çalışmaya mukaddesatım adına söz vermiş olduğundan pek aşıkı bulunduğum yüksek askerlik mesleğinden bugün veda ve istifa ettim.”

 

Bu ana kadar emri altındaki askerî birliklere ve mülkî amirlere doğrudan emir verebilen Mustafa Kemal, artık milletin sinesine dönmüş sıradan bir Osmanlı vatandaşı durumuna gelmişti. Düşünceliydi. Makam ve rütbe olmadan ne yapılabilirdi?

 

Güvendiği komutanlar bu duruma nasıl bir tepki gösterirlerdi? Millî gaye için başlatılan çalışmaların yarıda kalmasından endişe ediyordu. Memleketin parçalanmasına göz mü yumacaktı?

 

Rauf Bey’le bu konular üzerine konuşuyorlardı. Mustafa Kemal endişeli biçimde söze başladı:  “Raufçuğum, her şey bitti. Hele böyle buhranlı zamanlarda makam ve rütbenin halk üzerindeki tesiri büyüktür. Bunlarsız ne yapılabilir?”

 

Rauf Bey: “Bilâkis Paşam, asıl şimdi mevki ve itibarınızın bir kat daha arttığı kanaatindeyim. Vatanın kurtarılması davasına, bir millet ferdi gibi nefsinizi vakfedişiniz üzerine gerek ordu, gerekse halk gözünde eskisinden fazla sevgi ve itimada mazhar olacağınızdan eminim.”

 

Tam bu sırada Kazım Dirik koltuğunun altındaki bir dosyayla odaya girip, “Paşam askerlikten istifa eylediğinize göre bundan sonra benimde vazifeme devam etmeme imkan kalmadı. Evrakı kime teslim etmemi emir buyurursunuz?” deyiverdi.

 

Kazım Bey, Bandırma vapuruyla Samsun’a çıkan heyetin kurmay başkanıydı. Sonuna kadar birlikte olacağına inandığı dostunun bu anlamsız hareketi karşısında donakalan Mustafa Kemal, “Ya, öyle mi efendim? Peki efendim… Evrakı Hüsrev Bey’e devrediniz efendim…” diyebildi.

 

Sonra, Rauf Bey’e döndü, "Gördün mü Rauf? Haklı değil mi imişim? Rütbe ve makamın önemini anladın mı? Düne kadar benimle asla şüpheye yer vermeyecek bir samimiyet ve bağlılıkla çalışarak azami gayret gösteren bu adamın şu hareketi benim görüşümdeki isabeti teyit etmiyor mu?"

 

Rauf Bey onu şöyle teselli etti: “Siz Kazım Bey’e bakmayın. Ben tekrar diyorum ki, istifanızla mevki ve itibarınız bir kat daha arttı. Ordu ve milletin gözünde daha fazla kıymet ve itimada mazhar olacaksınız.”

 

Bir süre sonra odaya Kazım Karabekir Paşa girdi, şunları söyledi:  “Kumandamda bulunan zabitlerle askerlerin saygı ve tazimlerini arza geldim. Siz, bundan evvel olduğunu gibi, bundan böyle de bizim muhterem komutanımızsınız. Hepimiz emrindeyiz Paşam…"

 

Hadiseler Rauf Bey’i haklı çıkaracak, üst düzey komutanlar yayınladıkları beyannamelerle Amasya kararlarına sonunda kadar uyacaklarını ve istifa etmesine rağmen kolordularıyla birlikte Mustafa Kemal’in yanında olduklarını bütün  Müdafaa-i Hukuk Cemiyetlerine bildireceklerdi.

 

Erzurumlularda Paşalarına sahip çıktıklarını Albayrak gazetesinden “Anafartalar’da ulusun onurunu, tarihin bugünkü kuşaklarından beklediği görevi gür sesiyle yükselten bu sayın komutanı, bugün de milli mücadelenin başında görmek mutlu bir temaşadır” diyerek duyurmuşlardı.

 

 

 

Ümit Doğan Yazıları Atatürkçü Medya’da…

 

 

 

 

 
Etiketler: Mustafa, Kemal, Paşa’nın,, Sine-i, millete, dönüş, kararını, aldığı, süreçte, neler, yaşanmıştı?,
Yorumlar
Haber Yazılımı