Yazı Detayı
24 Temmuz 2018 - Salı 08:41
 
NECDET AĞABEY
TANER ÜNAL
Tarihçi-Yazar
 
 

 

NECDET AĞABEY

 

 

Gençliğimizin ilk yılları Necdet Ağabeyin Bizim Anadolu gazetesinde yazdığı yürekli yazılarını okuyarak geçmişti.Bizim neslin gençleri için Necdet Ağabey'in köşe yazıları her gün susuzluğumuzu giderdiğimiz bir pınar gibiydi.
 

 

Necdet Ağabey’i ilk defa 70 li yılların başlarında Edirnekapı yurdunda gördüm. Genç bir dava adamı bütün yüreğiyle haykırıyor bizde genç ülkücüler olarak hayranlıkla onu dinliyorduk.
Yüce Tanrı ileriki yıllarda onunla birlikte çalışmayı nasip etti. Birlikte aynı gazetelerde çalıştık birlikte aynı gazetelerde yazdık. Hayatım boyunca onu hep aynı hayranlıkla, aynı sevgi ve saygıyla dinledim.
 

 

Çok okurdu. Sevdiklerini uzun uzun dinler sonra cevap verirdi. O bizden hep ilerideydi.O her zaman örnek aldığımız ülkücü ağabeyimizdi. 
 

 

O Türk milletinin bütün üstün hususiyetlerini bünyesinde toplamış örnek bir insan, hepimize örnek olmuş bir dava adamıydı. Tanıdığım en samimi en bilgili gazetecilerden biriydi.
 

 

Atsız Hoca gibi tavizsiz bir Türkçüydü.
 

 

Her ceza evinden çıkışımda telefonla “Ellerinden öperim ağabey” dediğim de - Benden 12 yaş büyük olmasına rağmen- estağfurullah Tanerciğim biz arkadaşız" diyecek kadar mütevazi bir büyüğümüzdü.
 

 

O Türk milliyetçiliğini en iyi şekilde idrak etmiş mükemmel bir fikir önderiydi.
Ülkücünün çilesi ne ise o da onu yaşadı. Hiç unutmam cezaevinden çıkarak ailesi ile mutlu bir Bayram geçirmeye çalıştığı günün sabahında tutuklanarak cezaevine götürülmüştü.
 

 

Tek suçu kalemiydi. Tek suçu hainleri deşifre ederken kullandığı sert üslubuydu. Necdet Ağabey Bizim Anadolu, Hergün ve Ortadoğu gazetelerinde, Türk Milliyetçilerinin özlemle takip ettiği köşe yazıları sebebiyle yıllarca cezaevlerinde kaldı.Açılan onlarca davadan yargılandı cezalar aldı.
1974 affıyla Bayrampaşa Cezaevi’nden çıktı. 12 Eylül 1980 müdahalesinde tekrar tutuklandı. 1987 yılı sonuna kadar iki kez Bayrampaşa Cezaevi’nde, Paşakapısı, Kastamonu/Daday, Silivri, Erzincan/Tercan cezaevlerinde 5 yıl yattı.
 

 

Necdet Ağabey yoğun mücadeleler içerisinde geçen fikir hayatında iki defa kurşunlandı. Ölünceye kadar kolunda ve bacağında bu saldırının izlerini ve belli etmemeye çalıştığı arazlarını taşıdı.
 

 

Necdet Ağabey Türk ülküsünden taviz vermediği için MHP içerisindeki siyasiler tarafından bile "uyumsuz" görülür beni de tavizsizliğim nedeniyle hem sever hem de kendisi gibi olmamam için sürekli nasihat ederdi.
 

 

Kendisini andığımız bu günde Necdet Ağabey ile ilgili bir kaç hatıramızı sizlerle paylaşmak istiyorum.
 

 

Bir hatıramız 80'lerde Necdet Ağabeyi cezaevi ziyaretim sırasında bugünlere ışık olacak öngörüsü ile ilgilidir.
 

 

Bana " Koğuşlara kutularla,çuvallarla siyasi ümmetçi kitaplar geliyor Ülkücü mahkumlara bunları okutuyorlar bizim gençlerden Humeyni'ye sempati duyanlar bile çıkmaya başladı. Araştır tüm cezaevlerinde böyleymiş. Türklük ile ilgili hiç bir kitap içeri sokamadım. Cezaevi Müdürlüğüne çıktım. Türk Kültürüyle ilgili her hangi bir yayına bile razıyım dedim. İçeri sokmadılar. Burada İslamdan başka her şeye benzeyen sözde bir İslam anlayışıyla Ülkücü gençlerin beyinleri yıkanmaya çalışılıyor. Bizim gençlerimiz Türk Milliyetçiliği dışında olduğu çok belli farklı düşüncelere sahip hale getiriliyor. Bu çocuklar buradan çıktıklarında 'ülkücü' olarak anılsalar da, din istismarına dayalı her türlü 'siyasi ümmetçi' faaliyetin içerisinde yer alabilecek halde çıkacaklar. Demek ki 12 Eylül dine dayalı ve milliyetçilik karşıtı bir siyasi düzeni Türkiye'ye hâkim kılmak için yapılmış çok endişeliyim!" demişti.
 

 

Bende Özellikle cemaatçi faaliyetlere yol verildiğini kendisine anlattığımda çok üzülmüştü.
MHP’den ayrılanların BBP’sini kurduğunda cezaevi ziyaretimde anlattıklarını kendisine hatırlattım. "Keşke o duvarları delmek ülküdaşlarımızı bu tuzaklardan kurtarmak mümkün olabilseydi. Oyun büyük Batı'nın tuzakları bunlar" dedi. Kederlendi. Bir kaç dakika sessiz kalakaldık. "Keşke bu hatırayı dile getirmeseydim" diye üzüldüm.

 

 

Değerli Arkadaşlarım,
 

 

Necdet Ağabeyle sayısız hatıralarımız oldu. ileri ki paylaşımlarımız da bunlara yer vermeyi isterim. 
 

 

Bu gün bir iki küçük hatıramızı paylaşayım istiyorum.
 

 

Kendisini İstanbul'a ziyarete gittiğim de birlikte İstanbul'un Ormanlık alanlarına gider uzun uzun dertleşirdik. Benim yemek ile aramın olmadığını bildiği halde beni memnun etmek için elleriyle Antep usulü patlıcan şiş kebap yapar, “Taner hep domates peynir ekmek ile karın doymaz” dee takılırdı 
 

 

İstanbul'a geldiğim günlerden birinde Ağabeyi değerli dostum arkadaşım Engin Çelik Kadıgil Beni ve Necdet ağabeyi evine davet etmişti.
 

 

Necdet Ağabey alçak gönüllüydü. O gün ilk defa tanışacağı Engin bey'in teklifini hemen kabul etti. Engin Çelik Kadıgil'in kütüphanesindeki kitaplar üzerine sohbetimiz yoğunlaşıyordu.
Özellikle Rahmetli Doğan Avcıoğlu'nun "Türklerin Tarihi" isimli 5 Ciltlik çalışması üzerinde yoğunlaşmıştık.Odanın bir köşesini- Necdet Ağabey'in hemen arkasında bulunan- Mevlana biblosu süslüyordu.
 

 

Necdet Ağabey'in arada bir konuşması kesiliyor durağanlaşıyor sonra devam ediyordu. Çok önemli bir şeyden rahatsızlık duyduğunun farkındaydım. Saygısızlık yapmamak için soramıyordum ancak durumu pek hayra yormuyor inşallah kötü bir şey olmaz diyerek konuşmasını izliyordum.
 

 

Necdet Ağabey birden arkasını döndü ve " Engin bey bu Mevlana denen adam bir Moğol casusudur ve binlerce hatta on binlerce Türk'ün katledilmesinin sorumlusudur. Lütfen ve mümkünse bu bibloyu dışarı çıkarabilir misiniz. İnsicamım bozuluyor konuşmam yarım kalıyor kusura kalmayın" dedi.
 

 

Engin bey önce şaşırdı sonra ve hemen büyük bir nezaketle bibloyu dışarı çıkardı. Ancak Necdet Ağabey bu istemsiz davranışı sebebiyle çok üzülmüş olmalı ki epeyi sessiz kaldı. Engin bey olumsuz havanın dağılması için yeni konulara girdi sorular sordu sohbeti yeniden koyulaştırdı. Güzel bir sohbet akşamı neredeyse gece yarısı bitmişti. Necdet Ağabey dönüşte "Biz hep sana 'biraz yavaş hareket etmen, bazen susman yararlı olur' deriz ancak görüyorsun bizde senden farklı değiliz Mevlana’nın ihanetleri konusunda susamadık ayıp oldu" dedi.
Bende "Necdet Ağabey, beni sevdiğin, benim zarar görmemi istemediğin için, kendi yaşadığın tecrübelerden bunun bedeli olarak çektiğin acılardan istifade ile bana rehber olmak istiyorsun faydalı da oluyor ancak biz seni ve Atsız Hocayı izleyerek büyüdük. İçimizde yanan bir ateş var o ateş olmasa sen beni sever miydin. Ben seni örnek alır mıydım. bizleri sana, seni bize bağlayan zaten içimizdeki bu ateş değil mi? Mevlana Ahi Evren’in ve binlerce Türk’ün katledilmesinin yegane sorumlusu değimi? 
 

 

Engin bey kırılmaz bu konuda sakın üzülme. Senin bu davranışların Türk gençlerine örnektir. Biz böyle olduğun için seni çok seviyoruz. Kaldı ki Engin bey benim çok sevdiğim kıymetli bir dostum kendisi Türkçü ve Atatürkçüdür. Eminim ki Engin hemen Mevlana ile ilgili senden öğrendiği bilgileri geliştirecektir" dedim. "Haydi bakalım öyle olsun" diyerek gülümsedi.

 

 

Değerli Arkadaşlarım,
 

 

Dile kolay 35 yılı aşkın acı tatlı her olayı paylaştığım ve bir gün olsun bir defa olsun kırgınlık duyacağım bir olay yaşamadığım çok kıymetli bir dost bir ağabeyden bahsediyorum. 
Bana bir öğüdü olacağında veya önemli bir bilgi vereceğinde kendine has sıcak bir ifadeyle adımdaki "e" harfini kısaca uzatarak"Taneer" şeklinde hitabeder ve kendisini dinlememi istediğini bana htirirdi. İşte o zaman Necdet Ağabey'i daha dikkatli dinler onun uyarılarını harfiyen değerlendirirdim.

 

 

Sevgili okurlar,
 

 

Onu ebediyete uğurlayalı 7 yıl geçti halen Necdet Ağabey'i örnek almadığımız bir günümüz olmuyor çünkü o gerçekten örnek alınacak bir ağabey, mütevazı bir insan emsalsiz bir dosttu. O bir ülkü deviydi. Yüzlerce hatıra ile onu anmaya dua etmeye devam ediyoruz.. Bazen karşılaştığımız milli meselelerimizi irdelerken "Necdet Ağabey olsa ne derdi" diye düşündüğümüz oluyor.
 

 

Onunla bir kış günü İstanbul da belediye otobüs durağında vedalaştık. Enerjik görünmeye çalışsa da Türklüğe karşı yürütülen sistemli savaş nedeniyle üzgündü.
Bana yorgun gözlerle baktı ve "Türkiye kötü günlere gidiyor. Bu vaziyet benim sağlığımı yedi, bitirdi. Son nefesime kadar mücadele edeceğim görünen o ki asıl mücadele bundan sonra başlıyor. Bir gün bizlerde bu âlemde olmayacağız ancak Türk Milleti ilelebet yaşayacaktır. Türk Milletinin geleceği Türk Milliyetçilerine yani Türkçülere , Atatürkçülere, Ülkücülere emanettir. Gençlerimizi aydınlatmaya devam ediniz. Sakın yılmayın, metanetli olun bu güne kadar olduğu gibi bundan sonrada hangi şart altında olursa olsun mücadeleyi bırakmayın." dedi.. 
Onunla vedalaşırken sanki bir parçam benden ayrılıyormuş gibi üzüldüm.
İçimden bir ses "İyi bak Necdet Ağabey’e onu bir daha göremeyeceksin" der gibiydi.
Hatıralar taze kalıyor gün geçtikçe daha da acıtıyor.
Büyük fikir düşünce adamı,Ülkü devi Sn Necdet Sevinç'i 23 Temmuz 2011 günü kaybettik.
 

 

Onu rahmetle anıyoruz.
 

 

Bir sonraki paylaşımımızda Necdet Ağabey’i de anacağımız 90’lı yılları anlatacağız.
Değerli arkadaşlarımıza Sevgiler ve Saygılar

 

 

TANER ÜNAL

 

 
Etiketler: NECDET, AĞABEY,
Yorumlar
Haber Yazılımı