Yazı Detayı
12 Nisan 2019 - Cuma 12:20 Bu yazı 765 kez okundu
 
TÜRK TÖRESİ ve TÜRKİYE CUMHURİYETİ
SUAT ARIK
ariksuat9@gmail.com
 
 

 

TÜRK TÖRESİ ve TÜRKİYE CUMHURİYETİ

 

Türk kültür yapısının en hassas ve ince dokusunu, yasalarının temelini “Türk Töresi” oluşturur. Töre, Türk soyunu özgürleştiren, bireysel ve toplumsal ilişkilerini belirleyen, bireyleri yönetimlere bağlı kılan, dayanışmayı ve beraberliği sağlayan yasalara dayalı bir kültür kurumudur.

 

Türk töresi, milletinin varlığına ortak düşüncesine, duygusuna ve kanaatlerine bağlı olarak; yüksek görev duygusunu, devlet hizmetini yerine getirirken bireylerle münasebetlerini, milletinin tamamına hizmeti, büyüğe saygıyı, küçüğe şefkat ve sevgiyi esas alır. Türk töresinde, her şahsın toplum içindeki yeri, sırası ve görevleri belirli kurallarla belirlenmiştir.

 

Türk töresinde, devlet milleti için vardır. Tüm kaynaklar, tarafsızca, eşit şekilde dağıtılmıştır. Ne yazık ki; Bir elin beş parmağı aynı olmadığı gibi, töreye uygun hareket etmeyen birçok sultan, başkan, kağan ve yöneticiler de görülmüştür. Kutsalların onurunu koruyanlar, refah seviyesi en yüksek millet olabilmek için sistemli ve disiplinli çalışarak emek verenler olduğu gibi, töre dışı hareket eden, yaptığı işte uzman olmayan, içinde yaşadığı coğrafyayı, gelecek nesilleri ve toplumu düşünmeyenlerde olmuştur/olacaktır. Türk Töresi, milletinin bir kesimini kendi siyasi gelecekleri ve çıkarları için dışlama ve ötekileştirmeyi yasaklar.

 

Türk Töresi: "Türk hukuku" ve "Türk nizamı" demektir. Türk Milletinin, Türk devletinin ve ordusunun teşkilatlanması her zaman töre esaslarına göre olmuştur. Büyük Türk Medeniyetleri; Türk Töresi'nden, Türk’ün üstün zekâ ve yeteneklerinden doğmuştur. Türk Milletini sevmek ve Türk Milletinin gücüne, büyüklüğüne inanmak Türk töresinin doğal sonucudur.  Türk; ağırbaşlı, vakarlı, ciddi, gerektiği zaman az ve öz konuşan, soğukkanlı, birden öfkelenmeyen, cesur, ahlaklı, azimli, sözüne ve vazifesine sadıktır. Töresini bilen büyüğün emrinden çıkmamak ve hakka riayet etmek Türk Töresi’nin esasıdır. Türkler bütün devletlerini töre ile kurmuşlardır. Töresini terk edince zaman içinde yıkılmışlardır.

 

Kaşgarlı Mahmud’un Divan-ü Lûgati’t Türk adlı eserinde, töre evin en önemli yeri ve sediri olarak ifade edilirken, asıl anlamı ile “törü” şeklinde ifade edilmiş, görenek ve adet olarak açıklanmıştır. Moğolistan sınırları içerisinde bulunan Orhun Kitabeleri’nde, töresiz bir devlet veya topluluk olamayacağı kitabelerde belirtilmiştir. Türk medeniyetlerinde kanunsuz veya hükümdarın şahsi iradesine bağlı bir yönetim şekli olmadığı kitabelerde ki bilgilerden de anlaşılmaktadır. Dolayısıyla devletin başı olan kağan ve yardımcısı aygucu emirlerini, bakanlar kurulunu oluşturan yargucular kararlarını töreye göre vermişlerdir. Yani halk doğrudan doğruya törenin himayesindedir.

 

Türklerde töre kanun/yasa anlamına gelmekle birlikte, onunla sınırlı değildir. Çünkü yazılmış kanunlarla, yazılmamış teamüller de törenin içindedir. Hatta hukuki töreden başka dini ve ahlaki töreler de mevcuttur. Türk töresi, atalarımızdan kalan bütün kuralların toplamıdır. Ahlaki, sosyal ve siyasi birçok ilke koyar töre. Devleti ve insanı kendi hakikatine götürme amacının aracıdır. Türk töresi, oldukça sert ve kesin hükümler içerir. Cezaları ağır olsa da Türk toplumunun belkemiğini oluşturduğundan kimse bu cezaları haksız ve adaletsiz görmemiştir. Çünkü Türk Töresi, milletin binlerce yıllık tecrübesinden süzülmüştür.

 

Ziya Gökalp, töre kelimesinin Türk kelimesiyle aynı cevherden geldiğini söylemektedir.  Türk kelimesi “töreli” anlamındadır demiştir. Töre ile birlikte kullanılan bir diğer terim de yasadır. Göktürkler, Cengiz Han İmparatorluğu, Timurlular ve Selçuklular kanun ve nizam anlamını ifade eden törü-türe teriminin yerini korumuştur. Bozkırlarda binlerce seneden beri yaşayan bir töre vardır. Yöneticiler daima halkın sosyal yapısını oluşturan töresine tabi olmuştur. Yönetenler, devlet kurumları ve millet eskiden beri süregelen töreye tabi kaldıkça, Türk toplumu da yükselen bir medeniyet olarak varlığını sürdürmüştür.

 

 Türk medeniyetlerinde töre üç kaynaktan oluşur; halk, kurultay ve kağan. Bir kısım töre doğrudan doğruya halk içerisinde kendini gösterirdi. Bunlar gelenek şeklinde nesilden nesile aktarılanlardır. İkincisi beylerin, kurultayda aldıkları kararlardır. Üçüncüsü ise kağanın kendi koyduğu törelerdir. Her büyük tarihi olaydan ve yeni bir kağan/han tahta geçtikten sonra töre koymuştur. Bu töreler kurultaylarda gözden geçirilmiş ve bazı hükümlerin tartışması yapılmıştır. Ancak Kağan/Han’ın tek başına istediği töreyi koyma yetkisi olduğu düşünmek hatalı olur. Nitekim Bilge Kağan’ın Budizm’in kabulünü istemesine rağmen isteği kurultayda reddedilmiştir. Bunun gibi çok sayıda örnek mevcuttur.

 

Türklerin, İslam’ı kabulü etmesi ile töre-din çatışması bazı noktalarda görülse de, hanlar, beyler, aile ve askerlik işlerinde XVI. yüzyılın ilk yarısına kadar “Türk Töresini” uygulamaktan vazgeçmemişlerdir. Uluğ Bey gibi İslam bilgini olan bir hükümdarın “birçok işlerde yasa, töreye ihtiyacımız vardır.” demesinin sebebi de budur. Selçuklular, Timurlular ve Osmanlılar dedelerinden kalan temayüllere “Oğuz Töresi” derlerdi. Ancak töre, yalnız Oğuzların temayüllerinden ibaret değildir. Türk dünyasının tamamını kapsamaktadır.

 

 Orhun Yazıtlarında;

 

  • “Yedi yüz er olup ilsizleşmiş, kağansızlaşmış milleti, cariye olmuş, kul olmuş milleti, Türk töresini bırakmış milleti, ecdadımın töresince yaratmış, yetiştirmiş”
  • “İli tutup töreyi düzenlemiş”
  • “Üstte mavi gök, altta yağız yer kılındıkta, ikisi arasında insanoğlu kılınmış. İnsanoğlunun üzerine ecdadım Bumin Kağan, İstemi Kağan oturmuş. Oturarak Türk milletinin ilini, töresini tutuvermiş, düzenleyivermiş”.
  • “Babam kağan öylece ili, töreyi kazanıp, uçup gitmiş”.
  • “Türk, Oğuz beyleri, milleti, işitin: Üstte gök basmasa, altta yer delinmese, Türk milleti, ilini, töreni kim bozabilecekti?”
  • “Töreyi kazanıp, küçük kardeşim Kül Tigin kendisi öylece vefat etti” şeklinde töre ile ilgili sözler bulunmaktadır.

 

Yine törenin önemini ifade etmesi bakımından Divan-ü Lûgati’t Türk’te geçen ifadeler oldukça dikkate değerdir. Bu ifadelerden birinde devlet gitse dahi törenin baki olduğu vurgulanmıştır. Buna göre il (devlet) terkedilir ama töre terkedilemez: “El kaldı törü kalmas.” Bahaeddin Ögel, törenin devlet ve halk töresi olmak üzere ikiye ayrıldığını belirtmiştir. Çıkış noktası olarak da büyük oğlanla küçük oğlanın devlet ve millet hayatında ayrı yerlerinin olmasına bağlamıştır. Türk töresine göre, babanın tahtına daima büyük oğul çıkardı. Oysa halk töresine göre küçük oğul önemlidir. Çünkü küçük oğul, babasının evinde oturan ve baba ocağını devam ettiren çocuktur. Ancak buradan iki törenin birbiri ile çatıştığı sonucu çıkarılmamalıdır.

 

Devlet hayatı için tecrübe, dirayet ve bilgi önemlidir. Bu vasıfları da en iyi taşıyan olarak büyük oğul görülmektedir. Ayrıca küçüklerin büyüğe riayet etmeleri daha kolaydır. Ancak aile ocağının devamı ise vazife küçüğe düşmektedir. Büyüklerin sıra ile kendi ailelerini kurarak baba ocağından ayrılmalarıyla, en sona küçük oğul kalmaktadır. Bununla birlikte devlet hayatında büyük oğuldan yana bir töre olsa da, Türk tarihinde liyakat esas alınarak taht’a küçük oğullarında geçtiği zamanlarda görülmektedir. Törenin kendisini gösterdiği önemli kurumlardan biri de “ordu”dur. Halk ile ordunun bütünleşmiş olduğu Türklerde, konar-göçer hayat tarzı halkı her zaman dinamik olmaya zorlamış, böylece güçlü bir ordunun sürekli olarak hazır bulundurulması zorunlu olmuştur. Töre müessesesinin önemi sadece töreye gösterilen saygı ve itaatten ibaret olmayıp, aynı zamanda Türk devletlerinde töreyi bilenlere karşı gösterilen derin saygı da bu önemin bir göstergesidir.

 

Töre, toplumsal bütünleşmenin temel kaynağıdır. Bilhassa normatif bütünleşmenin temel kural ve eğilimlerini töre sunmaktadır. Törenin buradaki etkisi, geleneği temsil etmesinden doğmaktadır. Çünkü bu normun oluşması ve kabul görmesi onun gelenekselleşmesine bağlıdır. Gücünü geçmişten alan norm etkilidir ve kendi merkezi etrafında birleştiricidir. En güçlü normlar törelerdir. Töre, gücünü uzun geçmişinden ve milletin kabulünden almıştır. Divan-ü Lûgati’t Türk’te törenin yayılması ile ilgili şu dörtlük dikkate değerdir.

 

“Endik kişi?  

El törü yetilsün

Toklu böri yetilsün

Kadhgu yeme savılsun.”

 

Yine bu dörtlükte törenin toplumun nizamını sağlama fonksiyonu da vurgulanmıştır. Çünkü sosyal düzen ancak eksiksiz bir şekilde anlaşılan bir kurallar geleneği ile mümkündür. Binlerce yılın derinliğine kök salmış olan töre, büyük bir birikim ve tecrübeyi temsil eder. Bu bakımdan milliyet bağının güçlü kılınmasına hizmet eden de töredir.

 

Türk sosyal ve siyasal hayatını düzenleyen kurallar bütünü de töredir. Başka bir ifadeyle, kişiler ve zümreler arası münasebetleri düzenleyen; yönetenlerle yönetilenler arasındaki işleri, hak ve vazifeleri belirten usullerdir. Yönetim sistemi olarak ise yöneticilerin yetkilerini meclisler (kurultay, toy, kengeş) sınırlandırmaktadır. Yöneticilerin ve meclislerin üzerinde ise “Töre” bulunmaktadır. Türk’e kuvvet veren ve disiplini sağlayan töresidir. Türk milletinin uğradığı bütün felaketler; birlik içinde olmadığı, töresini terk ettiği dönemlerde olmuştur. Devlet hizmeti töresizliği, ihmali ve ciddiyetsizliği kabul etmez. Nitekim Türk Töresine aykırı hareket eden kağanlar tahttan indirilmiştir.

 

Türk’ün kendisini ruhen ve karakter itibariyle yetiştirmesi töreye olan bağlılığının göstergesidir. Bencillikten Türk milleti ve Türklük çok zarar görmüştür. Günümüz şartlarında milletimizin yükselmesi ve fikirlerinin hayat bulması Ebedi Başbuğumuz Atatürk ve kurucu kadroların oluşturduğu yönetim sistemine ve töresine bağlı nesillerin yönetimde söz sahibi olmalarına bağlıdır. O sebepledir ki, gençlik Türk Töresi’ne göre yetiştirilmelidir. Bunun yolu da eğitimden geçer. Türk kültür ve töresine uygun bir eğitim sisteminin tesisi bugün için şarttır.

 

Bugün bizlere düşen görev; sadakat, vefa, şefkat ve yardım duygusu, sevgi ve saygıyı geliştirerek, Türk Töresi’nin en yüksek duygularını hayata geçirmektir. Bu duygular güçlü bir Türklük şuurunun göstergesidir. Bir bozkurt, hal ve hareketi, davranışı, oturması, kalkması, konuşması, eğitim seviyesi, bilinç düzeyi ile Türk Milliyetçiliğini temsil eder. İyi örnek olma ideali Türk Töresinin gereğidir. Türk Töresinin temeli olan “Bozkurt Töresi” olgunluğuna sahip olamazsak, sahip olmamız gereken vasıflarla varlığımızı zenginleştiremezsek; jeopolitik konumu itibariyle hedefte olan Türkiye Cumhuriyetini emperyalizmin gizli ve açık tehlikelerinden koruyamayız.  Türk devletleri yönetim sistemi olarak daima töreyi esas almıştır. Devletler yıkılır ancak töre devam eder. Bu devamlılık ise yeni devletler kurulmasını temin eder. “il gider, töre kalır.”

 

O nedenledir ki; Başbuğumuz Atatürk, Türk Töresi ile hareket ederek, Türk milletiyle birlikte Milli Mücadele’nin önderi olmuş ve Türk soyunu esaretten kurtarmıştır. Tıpkı esaret altındaki Türklere bağımsızlık meşalesini yakan başbuğlarımız İlteriş Kağan ve Kapgan Kağan gibi. Ve Tarihte Türk ismi ile devlet kuran Başbuğ Bumin Kağan’dan 1371 yıl sonra bu onuru Türk Milletine yaşatmıştır. Esaretten kurtardığı Türk Milletinin töresine, karakterine en uygun idare sistemi Cumhuriyeti ilanı etmiş ve “Ulusal Egemenliği” esas alan bir yönetim sistemi kurgulamıştır.

 

TBMM (Meclis, Toy, Kurultay, Kengeş); Cumhurbaşkanlığı (Kağan, Han, Kan ), Başbakanlık (Aygucu, Uluğ Hacip, Baş Vezir ), Bakanlık (Buyruk, Vezir) gibi kurumların Başbuğ Atatürk ve kurucu kadrolarca oluşturulması Türk Devlet Töresi’nin gereğidir. Türk devletlerinde olduğu gibi Türkiye Cumhuriyeti’nde de “Bakanlar Kurulu” Toy (Meclis) içerisinde seçilerek oluşturulmuştur.

 

Milli Mücadelenin ardından, Türk İdare Sistemi ve töresine en uygun sistem olan parlamenter sistem oluşturulmuş ve yürütme organı olan “Bakanlar Kurulu” Türk Milleti’nin seçtiği toy(meclis) içerisinden çıkmasını sağlayan bir yapıya kavuşturulmuştur. Diğer bir deyişle Türk Milletinin demokratik ruhunu ifade eden ve töresine en uygun sistem oluşturulmuştur.

 

Cumhuriyet idaresinin vazgeçilmez unsuru olan demokrasi çoğunluk değil, çoğulculuğun sağlandığı durumlarda idealdir. Çoğunlukçu katılımcı bir demokrasi ve yönetim anlayışı ise ancak milletin temsilcilerini seçerek gönderdiği meclis içinden çıkan Türk Milletinin vekillerinin oluşturacağı “Bakanlar Kurulu” ile mümkündür.

 

  • “Milletin saltanat ve hâkimiyet makamı yalnız ve ancak Türkiye Büyük Millet Meclisi’dir.”
  • “Cumhuriyet, düşüncesi hür, anlayışı hür, vicdanı hür nesiller ister.”
  • “Türk milletinin karakter ve adetlerine en uygun olan idare, cumhuriyet idaresidir.”
  • “Dünya üzerinde yaşamış ve yaşayan milletler arasında demokrat doğan yegâne millet Türklerdir.”
  • “Bizce: Türkiye Cumhuriyet anlamınca kadın, bütün Türk tarihinde olduğu gibi bugün de en muhterem mevkide, her şeyin üstünde yüksek ve şerefli bir mevcudiyettir. Memleket dayanışma isteyen bir birliğe muhtaçtır. Alelâde politikacılıkla milleti parçalamak, hıyanettir.”

 

Başbuğumuz Atatürk, “Türk Töresi” ve “Türklük Şuuru” ile kurguladığı yönetim sisteminin çoğunlukçu ve katılımcı bir anlayışı hedeflediği açıktır. Bu hedefler dışında hareket ederek Türk töresinin ve kültürünün temel taşlarını oluşturan yapıları zedelemek Türklüğe ve Türk Milletine zarar verir.

 

Yabancı dış kaynaklı yönetim sistemleri Türk Töresine uygun olmadığını anlamak için deneme yanılma yapmaya gerek yoktur. Binlerce yıllık tecrübeyi yansıtan Türkiye Cumhuriyeti kurucu felsefesi ve Türk töresine bağlılık Türk Milletinin, yönetenlerin ve diğer tüm kurum/kuruluşların birinci derecede sorumluluğudur. Türk Töresine aykırı olan uygulamaların kaldırılıp kurucu felsefeye dönülmesi Türk Milletine olan sadakatin ve erdemliliğin göstergesi olacaktır. Tarih, töresini terk eden yöneticileri affetmez.

 

Ebedi Başbuğumuz Atatürk, silah arkadaşları, Türk Milleti ile birlikte uçurumun kenarından emperyalist sömürgecilerden kurtarıp kurdukları Kut’lu Devlet: Türkiye Cumhuriyeti, ancak kurucu felsefe, Türk töresi ve kültürü ile hareket edildiğinde çağdaş muasır medeniyetler seviyesinin üstüne çıkabilecektir.

 

Türk Dünyası’nın göz bebeği olan bu “Kut’lu Devlet” “TURAN” hedefine Ebedi Başbuğumuz Atatürk’ün İlkeleri ve fikirleri ile ancak ulaşabilir.

 

Yolumuz Açık Olsun…!

 

“Hükümetlerin icraatı menfi olup da millet itiraz etmez ve iktidarı düşürmezse bütün kusur ve kabahatlere katılmış demektir.”

                                                                                               

Uluğ Başbuğ Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK

 

 

 

SUAT ARIK

 

 

Suat Arık Yazıları Atatürkçü Medya’da…

                                                                                

                                                                 

 
Etiketler: TÜRK, TÖRESİ, ve, TÜRKİYE, CUMHURİYETİ,
Yorumlar
Haber Yazılımı